Emrah Koçak Kişisel Sayfası

Parçalı, bulutsuz hayatlar yaşanıyor, sağanak mutsuzluklarla

Üsküdar Fotoğrafçısı

Elinde fotoğraf makinesiyle gördüğü herşeyin fotoğrafını çeken ama çektiği fotoğraflardan tam olarak tatmin olmayan biri, camileri ilk defa görüyormuş, ezanı ilk defa duyuyormuş gibi bakışıyla İstanbul’a yeni gelen turistleri andırıyordu. Yaklaşık yirmi beş yaşında, orta boylu, kirli sakallı ve bakımsız saçları olan biriydi. Üstünde haki bir gömlek ve kot pantolon, ayaklarında beyaz spor ayakkabılar vardı. Elindeki fotoğraf makinesini bir hobi için taşımıyor, mesleğini yapıyordu. Küçükken babasının Almanya’daki bir akrabalarından istettiği bir fotoğraf makinesi sayesinde fotoğraf çekmeye ilgi duymuş, zamanla filmleri banyo etmeyi bile öğrenip babasının makinesiyle haftada bir kaç makara bitirecek kadar fotoğraf çekmişti. İlerleyen yıllarda babası ona son teknoloji bir makine almış, üniversite’de de fotoğrafçılık okumuştu. Artık yılların verdiği heyecan ve aldığı eğitimin karşılığı olarak birkaç gün önce bir sanat dergisinde işe girmiş, derginin İstanbul’u tanıtan “Fotoğraflarla İstanbul” bölümü için fotoğraf çekmekle görevlendirilmişti.

Mevlana, Şems ve Etme Şiiri

Ezel dizisi sanırım Türk Televizyonculuk tarihinin en kaliteli yapımıdır. Bunu senaryonun akıcılığı, bütün karakterlerin derinliği ve çekimlerin kalitesinden anlayabiliyoruz. Bu bayrak önceden, bence, ilk yayınlanan Kurtlar Vadisi’ndeydi ama şimdi Ezel’de…
Ezel kendine yakışır bir finalle sezonu bitirdi. Sezonun son bölümünde Tuncel Kurtiz’in (Ramiz Dayı) okuduğu şiir beni çok etkiledi ve internetten hemen araştırma yapınca, kendini edebiyat düşkünü zanneden beni Mevlana’nın Etme şiiriyle tanıştırdı. Utandım onca yıl bu şiir duymamış olduğumdan. Şiirin hikayesini de hemen öğrendim.

Mimar Sinan ve Mihrimah Sultan

Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimah Sultan on yedisine bastığında, iki kişi onunla evlenmek ister. Mihrimah, yani Mihrü Mah, Farsca’da “Güneş ve Ay” anlamına gelir. Kızla evlenmek isteyenlerin biri Diyarbakır Valisi Rüstem Paşa diğeriyse Mimar Sinan’dır.

ELektrik

Uykudan uyanır uyanmaz saate baktı, hemen panikledi, buluşmaya çok az kalmıştı. Hızlıca çıktı yataktan hemen üstünü giyindi. Giyinirken de rüyasında kendisine elektrik çarptığı geldi aklına, önemsemedi. Hemen elini yüzünü yıkadı, saçına da bir su sürüp eliyle şekil verdi. Banyodan dışarı çıkıp dış kapıya yöneldi.

Üzülme Kızım

Bir arkadaşımda duyduğum olayı sizlerle paylaşmak istedim. Olay güzide şehrimiz ve başkentimiz Ankara’da geçer. ÖSS’de Türkiye’de ilk yirmiye girip Bilkent Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümü 2. sınıfta okumakta olan bir genç kız bir gün taksiye biner.

Sokak ve Gece

Apartmanların pencelerinden aşağı doğru ışıklar sarkıtılmış, insanların sustuğu evlerde yalnızca televizyonlar konuşuyor, sokak lambaları soğuktan tir tir titriyor, kaldırımlara uzanmış köpekler yorgunluktan kedileri görmezlikten geliyor, inlerle cinlerin topu patlamış öyle yolun kenarında üzgün üzgün oturuyor, bağırmaktan boğazı, koşturmaktan ayakları şişmiş arabalar tek sıraya geçmiş, ay ışığında dinlenmeye çalışıyor, sokak nöbetini birkaç saat önce devralan gece sabaha kavuşmak için saatler sayıyordu.

Kız Kardeşim - Mommo

mommo1Bu filmi izlemeden önce konusu hakkında hiç bir şekilde araştırma yapmadım. Sadece iyi bir film olduğunu duymuştum o kadar. İsmi “Mommo” olunca filmin güneydoğuda geçtiğini, “Mommo”nun da Kürtçe bir kelime olduğunu sanmıştım. Filmi izlemeye başlar başlamaz, karakterlerin şivesinden ve ilerleyen sahnelerdeki araçların plakasından filmin Konya’da geçtiğini ve Mommo’nun da, çocukların babalarının onları korkutmak için uydurduğu öcünün adı olduğunu anlıyoruz.
Film son zamanlarda izlediğim en duygusal film olduğunu söyleyebilirim.

Sarı Çizmeliydi

Sarı çizmeliydi,
Ama Mehmet Ağa değildi.
Zaten olamazdı ki;
Her sarı çizmeli, Mehmet Ağa olsa…

Ağlama - Bir Garip Şiir Hikayesi - Yayınevinin Cevabı

Önceki yazımda bahsettiğim durumu Ahmet Hamdi Tanpınar’ın tüm şiirlerinin yayın hakkını elinde bulunduran Dergah Yayınevi’ne anlatan mail attım ve gelen cevabı sizinle paylaşmak istiyorum:

Anılarla Anılar

“Hayatta genç bir insanın ölmek istemesinden daha kötü bir şey olamaz!” sözü geldi birdenbire aklıma. Nereden duymuştum ben bu sözü? Sanırım bir gazetede okumuştum. Hayır, hayır, televizyonda birisi söylemişti. Nasıl biri söylemişti? Muhtemelen yaşı ilerlemiş biridir. Nerden aklıma geldi ki şimdi böyle durduk yere? Televizyondu kesin o televizyondu. Susam Sokağı vardı bir de. Televizyon diyince [...]

Ağlama - Bir Garip Şiir Hikayesi

Bir genç bir gün bir şiir yazar ve internetin Türkiye’de yeni yeni yaygınlaştığı yıllarda, evinde internet olduğu için şanslı insanlardandır ve bu şansı boşa harcamayıp, şiirini sanal alemde, iki şiir sitesinde (biri antoloji, diğeri şu anda yayında olmayan bir site) diğer 11 şiirleriyle birlikte yayınlar.
Şiirin ismi “Ağlama”‘dır. Şiir aşağıdadır:
Ağlama
Ağlama, gözleri kızarmış çocuk!
Tek damla yaşın düşmesin [...]

Pazar Rüyası

Küçük küçük parçalara ayırdığı gazete kağıtlarını evin balkonundan aşağı atıyor, kağıtlar havadaki hafif rüzgarla bir sağa bir sola giderek yavaşça gökyüzüne yükseliyor, sonra gözden kayboluyordu. Elindeki kâğıtlar bitince, içindeki uçma isteğine daha fazla karşı koyamadı ve o kâğıtlar gibi uçmak için balkonun demirlerinden dikkatlice diğer tarafa geçti. Kalbi heyecandan patlayacak gibiydi ve korkudan bir türlü [...]

SOA Suite 11g Hakkında İlk İzlenimler

Oracle Fusin Middleware 11g bir süre önce piyasaya sürüldü. Benim ilgilendiğim kısım olan SOA Suite ile ilgili ilk izlenimlerimi anlatmaya çalışacağım.
Bildiğiniz gibi SOA Suite 10g’de BPEL ve ESB projeleri applicationların altında proje olarak açılıyor. Bir applicationa istediğinizi kadar BPEL ve ESB süreci koyabilirsiniz. Bu süreçleri birbirleriyle ilişkilendirme işi süreçlerin içinde yapılır. Projeleri tek tek deploy [...]

BPEL'de Senkron ve Asenkron Süreçler

BPEL’de yeni bir süreç açtığınızda karşınıza 3 seçenek çıkar : asynchronous(asenkron), synchronous(senkron) ve empty(boş) project.
Empty proje de bir çeşit asenkron projedir. Senkron ve asenkronun arasındaki en temel fark ise, senkronun geriye cevap döndürmesi ve onu çağıran sürecin o cevabı beklemesi, asenkronu ise çağıran sürecin cevap beklememesi olarak düşünebiliriz.
Bir BPEL süreci oluşturmadan önce süreçlerin tasarlanması, alt [...]

Eskişehir’den Bir Fotoğraf

Fotoğrafı 2007 ya da 2008 yılında Eskişehir’de çektim. Eskişehir’i görenler, orada yaşayanlar, okuyanlar nerede çekildiğini hemen anlarlar zaten. Eskişehir’i bilmeyenler için anlatayım. Burası Eskişehir’in en kalabalık, merkezi ve tramvay hariç tüm araç trafiğine kapalı caddelerinden biri olan İki Eylül Caddesi üzerinde tarihi Esnaf Sarayı binasının önüdür. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’in heykele olan merakından [...]

Giderayak

Handan, hamamdan geçtik,
Gün ışığındaki hissemize razıydık;
Saadetinden geçtik,
Ümidine razıydık;
Hiçbirini bulamadık;
Kendimize hüzünler icadettik,
Avunamadık;
Yoksa biz…
Biz bu dünyadan değil miydik?
Orhan Veli KANIK

Süper Kahramanlar

Süper kahramanlar gerçek hayatta yaşasalardı ne iş yaparlardı. Şöyle bir tahmin yapalım
Superman: Sirklerde, havayolu şirketlerinde(gözcü olarak), arama kurtarma ekiplerinde çalışabilir. Kötü bir adam olsaydı kapkaççılık, röntgencilik yapabilirdi.
Batman: Emniyette çalışıp geceleri devriye gezebilirdi, bar girişlerinde korumalık yapabilir, mafyanın sağlam bir adamı olabilirdi.
Örümcek Adam: Binaların dış boyasını, cam temizliklerini yapabilir, profosyonel hırsızlık yapabilir, itfaiyeye yardım edebilirdi.
Ninja kaplumbağalar: [...]

Doğum Günü Mutsuzu

Dokuzuncu ayın dokuzuydu doğum günü ve son birkaç yıldır yıllardan 2009 olmasını bekliyordu. O yıl doğum gününde bütün rakamlar 0 ve 9 olacaktı ve bütün rakamların 0 ve 9 olduğu o gün kendisinin günü olacaktı. Bütün evren ona hizmet edecek, her istediği olacak, bir günlük de olsa evrenin en önemli insanı olacaktı. O gün neler [...]

Oysa Sevin Dedi Tanrı

Sevmenin pek az çeşidi vardır gönül raflarında. Birini ya da bir şeyi seversiniz ya da çok seversiniz. Ama iş sevememeye gelince; Sonsuz seçenek vardır önünüzde. İster sinir olursunuz, ister gıcık olursunuz, iğrenirsiniz, tiksinirsiniz, hatta sık sık nefret bile edersiniz. Ne yazık! Ne yazık, insan sevmeme çeşitlerine harcıyor mesaisinin çoğunu. Oysa sevin dedi Tanrı. Adı sevgili [...]

Barometre

Çok beğendiğinm şu yazıyı sizlerle paylaşmak istiyorum:
Bu soru Kopenhagen’daki bir Ünv.’nin fizik sınavından alınmıştır:
“Bir gökdelenin yüksekliğini barometre ile nasıl bulursunuz, anlatınız.” Öğrencilerden birinin cevabı: “Barometrenin ucuna bir ip bağlarsınız. Sonra gökdelenin tepesinden asıp sallarsınız. Barometre yere değdiğinde ipin boyuyla barometrenin boyunun toplamı gökdelenin yüksekliğini verecektir.” Bu oldukça orijinal cevap hocayı çileden çıkartmaya yetti ve öğrenci [...]